İran dağları boyunca karayolu ile on iki gün süren bir seyahatten henüz döndüm.
Gerçek yolculuÄŸun sadece mekânda deÄŸil zamanda da gerçekleÅŸmesi gerektiÄŸine inanmış biri olarak, Tebriz’in “güneÅŸine”, Isfahan’ın sokaklarına, Åžiraz’ın serv-i nazlarına iliÅŸkin asıl resmin içimde kaldığını itiraf etmekten yüksünmem. Beni asıl ÅŸaşırtansa Yezd oldu.
Çünkü Yezd, binlerce yıldır deÄŸiÅŸmemiÅŸ çölün gelini. İran’ın masum ve mazlum incisi. İran’da ibadetlerini serbestçe sürdürebilen Zerdüştlerle, incinmeden incitmeden bir arada yaÅŸamanın sırrına ermiÅŸ Müslümanların, çölün terbiyesinden o zorlu ÅŸartlardan geçmiÅŸ, çalışkan ve hoÅŸgörülü insanların ÅŸehri. Farklı bir kültür, bambaÅŸka bir dünya kısacası.
Kervansaraydan restore edilme bir otelde tan vakti uyandığımda dışarıda o kadar yoÄŸun bir ışık var ki geçici bir karanlıkta yolumu bulamıyorum. Çölün uÄŸultusu ve sıcağı odaya doluyor. Yezd uykuda. Hayat ancak 16.00′dan sonra baÅŸlayacak. Oysa biz yolcuyuz. Zamanımız az ve Sessizlik Kulesi’ne bu sıcakta çıkmalıyız.
Sessizlik Kuleleri ölü bedenin yakılmasının havayı, gömülmesinin toprağı kirleteceÄŸine inanan Zerdüştlerin ÅŸehir dışındaki tepelerde kurulmuÅŸ “mezarlıkları”. Onlar, 1960′ta yasaklanıncaya deÄŸin asırlarca ölülerini bu tepelerde etobur kuÅŸlara bırakmışlar. Ta ki kemik et yükünden kurtuluncaya kadar.
Sessizlik Kulesi’ne çıkarken kayaları tırmanıyoruz. Sıcak beynimi kaynatırken nasıl ineceÄŸimizi hayal meyal düşünebiliyorum. İniÅŸ, çıkıştan daha da zor olacak kesin. Ya Rabbim! Neredeyse taÅŸlar kaynayacak. Bu sıcağı bir ÅŸeye benzetiyorum. Fırın kapağı açılmış gibi? Hayır, teÅŸbih hatalı kaçıyor. Sonunda buluyorum. Binlerce devasa fön makinesi. Bir aÄŸustos günü üzerinize kuru hava püskürtür gibi. Öyle bir sıcak. Rüzgâr bile alev ateÅŸ esiyor. Bu ülke doÄŸru, bir ateÅŸ ülkesi. Zerdüştler’i, bunca sıcağın ortasında insanın boyun eÄŸdiremediÄŸi ÅŸeyin nasıl da kölesi olduÄŸunu anlamaya çalışıyorum. Boyun eÄŸdirene, boy ölçüşülemeyene tapmaktan baÅŸka çıkış yolu yok onlar için. Onda yaÅŸamayı ancak ona taparak öğreniyor olmalılar.
Elimdeki suyun kaynaması yakın. Diriler bu yolu tırmanamazken, gölgede atılacak tek adım bile en büyük kârken, onlar ölülerini bu ateş yağmurunda bu uçurumdan nasıl çıkarıyorlardı? Bu bitmek bilmeyen alev sağanağının altında töreni nasıl bitiriyorlardı? Ya rahip? Herkes çekildikten sonra akbabaları bu güneşin altında nasıl bekleyebiliyordu? Ve ölü eti yiyen yırtıcı kuşlar. Avlarının kokusunu alıp nasıl döne döne alçalıyorlardı? Ölünün kefenlenmemiş göğsüne pençelerini geçirip neden önce gözlerden başlıyorlardı? Çöl sıcağında, en fazla su içeren organ oldukları için mi? Ve sağ gözün sol göze üstünlüğü neydi ki rahip, sağ gözü önce oyulan ölünün rahat bir öte dünya yolculuğuna çıktığını müjdeliyordu ailesine?
Yüzlerce yıl, ölü bedenlerin yan yana sıralandığı ÅŸimdiyse yassı taÅŸlarla dolu çukurun kenarında bunları düşünürken bir taÅŸ alıyorum elime, çukura fırlatıyorum. Asırların ateÅŸini emmiÅŸ taÅŸ sekerken garip bir tını bırakıyor geriye. Bir daha. Bir daha. Gözüm çukura inen incecik yola takılıyor. Etrafta kimsecikler yok. Yapılacak en uygun ÅŸeyi yaparak çukura iniyorum. Kızgın taÅŸların üzerine, yüzüm güneÅŸe dönük, boylu boyunca uzanıyorum. Gözlerim kapalı. Bir ara tepemdeki alev çarkına bakmaya çalışıyorum. Gözlerim kör olacak. Bu dünyadan gördüğüm son ÅŸey bizim güneÅŸlerimize benzemeyen bu güneÅŸ. Allah’ım ölüyorum.
Benim İran’da unutamayacağım ilk yer burası olacak. Sessizlik Kulesi de beni unutmasın. Benden bir ÅŸey kalmalı burada. Sağımı solumu, üstümü başımı gözden geçiriyorum. Başörtümü bırakmamın imkânı yok elbette. Beynim kaynarken saÄŸlıklı düşünmem de mümkün deÄŸil. SaÄŸ elim sol elimin orta parmağını buluyor. Bu satırları okuyorsa bağışlasın beni, kim bilir hangi imza gününde, adını unuttuÄŸum genç bir kızın kendi parmağından çıkarıp benim parmağıma taktığı siyah, iri oval taÅŸlı yüzüğümü biraz evvel ölümlü bedenimin uzandığı yere, taÅŸların üzerine bırakıyorum.
Bundan böyle nerede bir Sessizlik Kulesi görsem tanırım.
Â
25 Temmuz 2010,Pazar
Tags: nazan bekiroğlu yazıları
Son Yorumlar