Fuzuli ve İstanbul

Nisan 25, 2010 Zaman Gazetesi Add comments

Siz İstanbul’u hiç görmediniz. Martıları ve gemileri beyaz, suları ve gecesi mavi bu ÅŸehrayin ÅŸehrini. Ama Dicle’nin iki yakasında kurulmuÅŸ BaÄŸdat, yaÄŸmayı kışkırtacak kadar görkemli ve zengin. Orada doÄŸduÄŸunuz ihtilâflı olsa da orada yaÅŸadığınız muhakkak.
Tamam-ı ömrünüzde gayri memlekete seyahat kılmadığınız kendi lisanınızdan aÅŸikâr. Gitmeyi hep istediniz. Ama civarınızda çizilmiÅŸ bir çemberin dışına taşıp da hiçbir yere hele İstanbul’a hiç gidemediniz.

Siz, nihayette, kıvrılmış dizlerinize başınızı eÄŸerek “Ben Dicle’den memnun Dicle benden” ? Olumlu yüklemle biten cümleleri ardı arkasına soru iÅŸaretlerine böyle mi dizdiniz? “HoÅŸ-hâlem”, böyle mi dediniz? Ama Anadolu ÅŸairleri ile aranıza giren yeryüzü barikatında Divan edebiyatının nabzı İstanbul’da atar, bunu görmezden gelemezdiniz.

Oysa o dünyanın tamamı olan ÅŸeyin cüzüne bile sahip deÄŸildiniz. Ne uyanıklığınızda ne de ömürden çalıntı ikindi uykularında düştüğünüz rüyalarda görmüş olabilirsiniz İstanbul baharını. Yeni açmış bir erik aÄŸacının altına en güzel gölgenizi sermediniz. Henüz yaÄŸmaya baÅŸlayan yaÄŸmurda İstanbul sokaklarının göz göz oluÅŸunu izlemediniz. BoÄŸaz sırtlarına yaslanmış erguvan aÄŸaçlarını da iki kıta arasından akan, iki denizi birbirine baÄŸlayan suları da hiç görmediniz. Sultan mesnevilerinin hüsn ü saraylarında aÅŸkarlarınız da yoktu başınızı bıraktığınız hümayun bir omuz da. Elinde bir lâle-i rumi tutan ÅŸehzadenin siyah kaftanıyla kırmızı içliÄŸi arasındaki uyumun hoyratlığına dikkat etmediniz. Eski bir saraydan gününüze ne kalmışsa. Tükenen siz deÄŸildiniz aslında, çoÄŸalan o olduÄŸundan. Zamanı aşıp da gününüze kaza ve belâ içre varabilen büyük ve kimi yeri yitik olmayan bir makamda. Mahya kandilleri, bir ucu serbest kalmış ipin ucunda boÅŸlukta bir o yana bir bu yana sallana dururken, son cemaat yerinin sütunlarını örten çiniler kadar munis ve tannan, Fatih’in camiinde tek vakit olsun namaz kılmadınız. Yeni yapılmış bir Süleymaniye’ye girmediniz.

En fazla, bir minyatür sathında seyretmiş olabilirsiniz bahar-bahçe İstanbul nisanını. Bir aklam-ı sitte murakkasında çerçevesinin dışına taşan bir vav kıvrımında. Bir tuğranın elifleri kadar başı dik zahriye sayfasında. Kenar suyu. Bir nakkaşın minyatürüne düşen bir algı çoğaltısı. Ayna. Sünbülname. Dua mecmuası. Erken Osmanlı çinisinde nar ağacı. Kiraz dalı. Hurma fidanı. Valide sultanın dua odası. Çiçekler kâtibinin kayda geçmemiş acısı. Azap kapısı. Tövbe kapısı. Yok işte hiçbiri yok sizin hayatınızda. Bu yandan yani İstanbul cihetinden baktığımızda ciddi ciddi nasipsizdiniz. En fazla, kendi kurguladığınız kahramanlarla Mecnunâne yarışabilirdiniz âşıklık istidadınca.

Ne aradığını bilmeden sahifeler arasında dolaşmanın başıboşluğunda karanlık tarihinize dair bilineceklerin bilinenleri aşacağına dair hiç emniyetim yok. Henüz vücut bulmuş bir beden ters dönmüş tırnaklar üzerinde ne kadar sürüklenebilir ki? Son ekmek lokmanız için ayırdığınız zeytin tanesi. Bağdat ve civarını kasıp kavuran bir taun salgınında, bu dünyadan gelip de geçerken bile öyle sessiz öyle bîkestiniz.

Ne garip oysa. İstanbul’u hiç görmemiÅŸ bir ÅŸair olarak İstanbul merkezli bir edebiyatın gelip zirvesine yerleÅŸiverdiniz. Allah aÅŸkına, bütün teorilerimizi ters yüz etmek midir sizin niyetiniz?

Haberim var elbet sizin yaÅŸadığınız bir BaÄŸdat’ın kendi göklerinde Süreyya olduÄŸundan. Ama. Bulmaya deÄŸil aramaya, birikmeye deÄŸil akmaya, kalabalığa deÄŸil yalnızlığa, geniÅŸ göle deÄŸil derin kuyuya, huzura deÄŸil acımaya, cezre deÄŸil medde açık olmasaydınız. Böyle bir sese sahip olabilir miydiniz?

Kanınıza kadar işlemiş acı için size bu işte yanlış hesabı olmayan bir Bağdat lâzımdı. Size şikâyet lâzımdı. Size acı ile terbiyenin muhabbetinde âl-i âbâ lâzımdı. Başka zaman, başka zemin? Şüphe yok size bir sürgün lâzımdı. Önce bu dünyaya düşmüşlere mahsus bir cennet sürgünü. Sonra toprağı gül kokan Medine ve Mekke dışında müminin sürgünü. Sonra İstanbul dışında yaşamanın sürgünlüğü.

BaÄŸdat’tan öte BaÄŸdat, İstanbul’dan öte İstanbul var galiba.

25 Nisan 2010, Pazar

Tags:


Leave a Reply

Wordpress Themes by Natty WP. Web Hosting
Images by our golf tips desEXign.