Sizi bu kadar erken -ne kaybettiğinin farkına bile varamayacak kadar erken- kaybetmeseydim, daha fazla konuşturmaz mıydım hiç?
O kadar sevdiÄŸinizi ve bildiÄŸinizi bildiÄŸim İstanbul’u, haylazlık yapan oÄŸlunu derleyip toplamak için onu yatılı, İstanbul’a “postalayan” taÅŸra tüccarı büyük babamı, Hayriye Lisesi’nin bana meçhul size agâh yıllarını, Kenan Rifai’nin üzerinizde ne etkisi olduÄŸunu, babaannemin muhacirlik anılarını, ÅŸimdi kartpostallarından tanımaya kalkıştığım ve dününe akıl sır erdirsem de bu gününü anlayamadığım bu ÅŸehrin bahçeli tarihini daha fazla dinlemez miydim?
1923 doÄŸumluydunuz. Cumhuriyet çocuÄŸu. Acısını çektiÄŸinizi ÅŸu an bile hatırladığım redd-i miras nesli. O haÅŸmetli dalganın bir damlası olarak kendi denizinizden deÄŸil ama babanızın ummanından bir ÅŸeyler kurtarmaya kalkışırdınız. Bilseydim, siz, bir manifatura maÄŸazasının derinliÄŸinde, loÅŸ gölgeler, ölgün sarı ışıklar arasında müteverrim olmasına aldırmadığınız bir Hocaefendi’den, otuz yaÅŸ sonrası, Kur’an öğrenirken, ben de sizin eteÄŸinize yapışmaz mıydım? Hiç olmazsa “Kırık Mana” katmanında o sese katılmaz mıydım? Hiç, hiç olmazsa ÅŸimdi hepsi de hazır giyim-pazar ekonomisinin tek elinde çoktan unutulmuÅŸ eski zaman kumaÅŸlarının ismini ezber etmez miydim? Maroken, brokar, markizet, gabardin… Artık ne giyeni ne bileni kaldı bunların, ben bilenlerden olmaz mıydım?
“Babalar ve OÄŸullar” yazıları yazdığıma bakmayın siz benim. Ben “babasının kızı” olanlar safındayım. Annemin bütün müdahalelerine raÄŸmen asıl mayamı sizden aldığımın farkındayım. Siz, Pazarkapı’da benim doÄŸduÄŸum o büyük evde, ömürlük sevgilinizin çığlıklarına bilmecburiye kulak tıkayarak Marangozhane’nizde “oyalanırken” haber almadınız mı “nihayet” bir kızınız olduÄŸunu? Adımı evdeki kütüphanenizde koymadınız mı? Bir kader gibi. (Nereden aklınıza geldi Allah aÅŸkına bu isim? Bir hikâyesi var mıdır sahi? Bir gün bana anlatır mısınız?)
Öyle olmasaydı ser-muharriri olduğunuz bir şehzade taşrası gazetesinin sayfaları arasında bunca yıl sonra sizi ararken, kendimi arar mıydım aslında? Roman müsveddelerinizi gözden geçirirken gülümsediğimi. Yitik şiirlerinize âh ettiğimi. Affedin beni ne olur, çıkardığınız Hedef gazetesinin tek nüshasını dijital teknolojilerin olmadığı bir cahiliye devrimde kaybettiğimi. Çok utandığımı. Fakat hepsinden önemlisi hayata hâlâ hasta bir çocuk. Ben. Elime tutuşturduğunuz kar fanusu içinden baktığımı. Bilin ne olur. Size siz dediğime de bakmayın. Âh, annem işte!
Ölümlü dünyada yarın yok bu gün varım. Şimdi, şu an, ben, sizin öldüğünüz yaştan 7 fazlasında duruyorum. Ne garip! Dünya-âlem dedikleri düzlükte sizden daha fazla yaşamak? Sizden daha fazla tecrübe sahibi olmak? Hayır, buna inanasım gelmiyor ama dünya yaşımın sizden fazla olduğu da muhakkak.
Bakın hem, bir gün demiÅŸtiniz ya bana, 14 yaÅŸ altı aklımda; bir çift gözün daima ama daima seni izlediÄŸini unutma! Affedin bir kez daha. UnuttuÄŸum zamanlar oldu benim de. Ama öğrettiÄŸiniz bir ÅŸey var ki onu unutmadım iÅŸte: Hani ellerime tutuÅŸturduÄŸunuz nar dalı gününde. Bak bu nar, unutma! Hayat Bilgisi’nde aÄŸaçları, yaprakları tanıma bahsi. Aynı günün bir baÅŸka ödevi daha vardı: “Evinizle okulunuz arası kaç adımdır, sayınız ve defterinize yazınız”. Siz de bağışlayın beni ilkokul öğretmenim. Adımlarımın gücü yetmemiÅŸti bu büyük sayılara, o gün ev ve okul arasını, adım adım sayamadım; babamın yanıma kattığı emektarın, üzerine hayli küçük adım katılmış adımlarıyla saydım. Babam öyle söyledi diye defterime, bu gün gibi aklımda, “750 adımdır” diye yazdım. DiyeceÄŸim o ki ey baba, ÅŸimdilerde evimle okulum arası (biliyorsunuz hâlâ okulluyum) 5 km. Åžu an evdeyim. Bir oturuÅŸta biteceÄŸe benzeyen bu açık mektubun saflığı uÄŸruna, kahvaltı masasında çayım soÄŸuyor. Varsın soÄŸusun. Az ötede fakültedeki odamın varlığından ne kadar eminsem o kadar eminim bir öte dünyanın varlığından. Ve bir gün buluÅŸacağımızdan. Ne garip! O zaman ikimiz de 32 yaşında. Eksikleri gedikleri gidereceÄŸimizden. O kadar eminim ben.
Ey canım baba! Sakın bana ağlama!
Â
20 Haziran 2010, Pazar
Tags: nazan bekiroğlu yazıları
Son Yorumlar