Ben, Kudüs ve Ölü Deniz

Mayıs 30, 2010 Zaman Gazetesi Add comments

Ölü bir Deniz’in üzerinden baktım ey ÅŸehir sana.

“İncire, zeytine, Sina Dağı’na ve o emin beldeye and olsun ki” acısı, uyurken rüyasını geçip de yüzünden okunanlarla birlikte çıktım bu yolculuÄŸa. Evimin bacasının alev aldığı, çeÅŸmelerininse Kerbelâ kestiÄŸi bir düşten sonra düştüm bu yola.

Pasaportumda boÅŸ yer kalmadı ey ÅŸehir. Mevlânâ’nın bir Åžems kaybettiÄŸi Åžam sokaklarından geçtim. Ölümünde bile maÄŸrur Selâhaddîn’in, kılıcının gölgesinde uyuyan Halid Bin Velîd’in, Muhyiddin İbn Arabî’nin, sırrını tutamayan sır kâtibinin ihanetine uÄŸramış Son PadiÅŸah’ın türbelerinden geçerek çıktığım yolculuÄŸun sonunda sana geldim.

Helâk olmuÅŸ kavimlerin yollarından geçerek geldim. Yitik ÅŸehirlerde konakladım ikindi ile akÅŸam arası. O ÅŸehirler ki isimleri muammalı, cisimlerinin yarısı var yarısı yoklardı. Yarısı secdede yarısı kamette. Yarısı gaflette yarısı kıyamette, pembe “Kum gibi” ikamette. Hiç beklemedikleri bir anda, yani kendilerinden en emin oldukları zamanda isabet eden ÅŸiddetli çığlık, “Sayhâten vâhideten”. Her yanda. Olsa da. Ben öyle sessizdim ki, eteklerimi topladığım sütunlar arasında karanlığa karışsam kimselerin ruhu duymayacaktı.

Ölü bir Deniz’in üzerinden ey ÅŸehir, öylece baktım sana. Bütün kıbleleri ÅŸaÅŸarak öyle döndüm yüzümü sana. Pusulam yok, seferîyim üstelik. Ama. Sağım kıble, solum kıble. Åžimdi dört cihet külliyyen kıble. Sana bakarken sırtıma bir örtü attım, ismimin eksik kısmını senden almaya kalkıştım. Kalıcı olmadığını bile bile adımı taÅŸa taÅŸla yazdım.

Seni uzaktan görmekle yakından görmek arasında fark var ey şehir. Senin yüzün gölgede, ben haddinden fazla güneşteyim. Aramızda Ölü Deniz. Ey şehir saklama yüzünü benden. Bundan böyle bütün denizler eşit seviyede. Cehennemle cennet burada yer değiştirirken. Elini sok koynuna, ihtimal beyaz çıkar. Burası Lût Gölü karşısı Mesra. İkisi. Nasıl da kıyı kıyıya.

Ama ben Ölü Deniz’in bu kıyısındayım. TaÅŸ, su ve kum dolu çantam. Giderek ağırlaÅŸtı. Sırtım aÄŸrıdı. Etimle tırnağımın arası burada açıldı.

Uyarılara kulak asmadan suya doÄŸru iki adım attım. Hiçbir canlının yaÅŸamadığı suda ıslattığım ayaklarım parçalandı. O kadar özenle kendimi sakınırken, içtim Ölü Deniz suyundan, diÅŸlerim kanadı. Su-sa-dım. Denize bir taÅŸ attım. “Tuz istiyorum” diye ses verdi. Kendi ÅŸifresiyle vuruldu bir kavim. Bir baksam, onca çığlık, taÅŸlaÅŸmış onca beden. Denizin üzerine sinmiÅŸ ebediyette yerli yerinde duruyor. Ölü bir kavim bileklerimden yakalamış, bırakmıyor. Su burada hayat deÄŸil ölüm saçıyor.

Âsâmı daldırdım Ölü Deniz’e, tuzla kaplandı anında. Ben, biraz daha kalsam taÅŸ olacaktım. Fazla kalmamaya niyet etmiÅŸken, Ölü Deniz’in içinde açtım gözlerimi. Kör olacaktım. Çıktım sudan. Üzerime Ölü Deniz suyu serpilmiÅŸ ya, bir daha daldırdım elimi suya, gözlerimi sıvazladım. Vallahi kör olacaktım.

Dinle bak. Ölü bir ÅŸehrin yerinde uzanırken Ölü Deniz. Belâ, Ölü Deniz’in üzerinden dalga dalga geçiyor. Dalgalar tek heceli, Lût zikrediyor. İsm-i kahhâr. Sakın, sakın dönüp arkana bakma.

Dinlemedim. Cinnetin manası Mec-nun’dan Leylâ’ya kayarken dönüp arkama baktım; “neden bu kadar iyi” olduÄŸumu Ölü Deniz kıyısında ilk kez merak ettim. Denizin çehresi aÄŸyar deÄŸil ama “âyinesi saf deÄŸildi, çerh ile söyleÅŸemedim”.

En çok bildiğim sûrenin orada, değil sonunu, başını bile hatırlayamayınca. Ölü Deniz kıyısında tükettim yol defterimi. Bütün kâğıtları suya attım. Elimde birkaç zeytin yaprağı; kapağıyla mürekkebinin rengi bir türlü uyuşmayan bir kalemle, ağzına kadar dolu bir kalpte nereyi boş buldumsa oraya bir yazı yazdım.

Biz bu yazıyı üç kişi yazdık haddizatında. Biri bendim biri Kudüs, biri de Ölü Deniz. Bakmayın üç-beş satır olduğuna. Arada çok defter atladık.

Ölü Deniz kıyısında, o yaÄŸlı tuz kumlarında biz üç gölgeydik ya. Hangisi biz, kendimizi seçemedik. Ama biri gölgesinden belli: Dikenlere takılı eteÄŸinin ceplerinde Ölü Deniz suyu. Susuzluktan yanarken yükü Ölü Deniz’in suyu. Sadaka dağıtmaya alışkın, 40 yıldır yanılmış Züleyha. Bu kez de elinde, bir paslı ayna, geçmez iki akça.

 

30 Mayıs 2010, Pazar

Tags:


Leave a Reply

Wordpress Themes by Natty WP. Web Hosting
Images by our golf tips desEXign.