Yazma Macerası …

Haziran 2, 1999 Halide Edib Adıvar Kitabından Seçme Metinler Add comments

YAZMA MACERASI

Halide Edib Tanin’de ilk yazılarının çıkmaya baÅŸladığı 1908′den ölüm tarihi olan 1964′e kadar yurt içinde ve dışında kesintisiz devam eden yoÄŸun bir yazı hayatının sahibidir. RuÅŸen EÅŸrefin Diyorlar ki adlı eserinde yer alan söyleÅŸisinde, oniki yaşından itibaren içinde san’at heyecanı duyduÄŸunu, ilk yazdıklarının basılmadığını ve herkes gibi o da günlük hatıralarını yazarak baÅŸladığını ifade etmektedir. Küçük yaÅŸlarda birkaç roman dahi tecrübe ettiÄŸini, bunları evdekilere okuduÄŸunu, küçük hikayelerini tiyatro gibi oynadığını ve seyredenleri aÄŸlattığını da aynı yerde belirtmektedir.

Halide Edib, 1897′de yaptığı Mâder tercümesi istisna edilirse yazı hayatına 1908′den sonra Tanin, Åžehbal, Mehasin gibi gazete ve dergilerde “Halide Salih” imzasıyla yayımlanan yazılarıyla baÅŸlamıştır. Arkadan gelen zaman içinde Resimli Kitap, Büyük Mecmua, Vakit, İkdam, Yeni İstanbul, Tan gibi gazete ve dergiler baÅŸta olmak üzere devrinin büyük-küçük pek çok mevkutesinde de imzası görülür.

Halide Edib’e gelinceye kadar Divan Edebiyatı geleneÄŸini sürdüren ÅŸaireler bir yana bırakılırsa, MeÅŸrutiyet öncesinde Avrupai tarzda eser veren kadın san’atçılar olarak, Ahmet Cevdet PaÅŸa’nın kızları Fatma Aliye (1862-1936) ve Emine Semiye Hanımlar (1866-1944) ile Nigar Hanım (1862-1918) ve Makbule Leman Hanım (1865-1898) dikkat çekmektedirler. Bu isimlerden Nigâr Hanım daha ziyade sosyal yaÅŸantısı ve ÅŸiirleri ile varlık gösterir. Tesis ettiÄŸi edebî salonunda yerli-yabancı, kadın-erkek konuklarını ağırlayan ÅŸaire, Fuad Köprülü tarafından, samimi kadın duygularını çekinmeksizin ifade ettiÄŸi için ilk gerçek kadın ÅŸairimiz olarak deÄŸerlendirilirse de, roman ve bir-iki küçük deneme dışında hikaye vadisinde varlık gösterememiÅŸtir. Makbule Leman da, kısacık ve hastalıklarla dolu hayatına bir romancı kimliÄŸi sığdırabilmiÅŸ deÄŸildir. Roman sahasında ilk isim tefekkür sahasında da çok dikkat çekici bir sima olan Fatma Aliye Hanımca aittir: George Ohnet’den Meram (1890) adıyla çevirdiÄŸi Volonte’ye imzasını “Bir hanım” olarak koyduktan iki yıl sonra Muhazarat (1892)’ı yayımlar. Bu Türk edebiyatında bir kadın kaleminden çıkma ilk telif romandır. Daha sonra Refet (1897) ve Udî (1899Yyi yayımlar. KızkardeÅŸi Emine Semiye Hanım da roman vadisinde eserler vermiÅŸtir: Gayya Kuyusu ve Sefalet (1908). Böylece Halide Edib’in romanlarına gelinceye kadar Türk kadın romancıların nicelik itibariyle çok geniÅŸ ve güçlü bir temsil kabiliyetine sahip olduklarından söz etmenin kolay olmadığı fark edilir. Fakat yine de, ilk Türk romanı olan Namık Kemal’in İntibah (1876)’ından onaltı sene sonra yayımlanmış bulunan Muhazarat (1892) ile baÅŸlayan bir kronolojinin Halide Edib’i karşıladığından söz etmek gerekir.

Fakat bütün bu kadın edipler MeÅŸrutiyet sonrasında edebî anlamda silikleÅŸirler. Bu silikleÅŸmede MeÅŸrutiyet sonrasında deÄŸiÅŸen ve yenileÅŸen edebî ortama uyum saÄŸlayamamış, kendilerini yenileyememiÅŸ olmaları kadar, Halide Salih’in baskın edebî kimliÄŸi altında silikleÅŸmiÅŸ olmaları da bir sebep olarak düşünülebilir. Böylece Halide Salih, yazı hayatına baÅŸladığı 1908′de arkasında hem-cinslerine ait çok geniÅŸ çaplı ve güçlü olmasa da bir kadın nesir geleneÄŸini hazır bulmuÅŸtur. Bir baÅŸka deyiÅŸle bütün bu öncü kadınların, ÅŸahsî dehası bir yana, MeÅŸrutiyet öncesinde oluÅŸturdukları bir tür geleneÄŸin en olgun meyvesi olarak Halide Salih/Edib’i hazırladıkları düşünülebilir.

Yakup Kadri, 1908′in getirdiÄŸi özgürlük havasını edebiyatta da solumak istediÄŸi sıralarda, Tanin gazetesinin baÅŸ sütununda Halide Salih imzasıyla ilk kez karşılaÅŸmasının kendisini ne kadar heyecanlandırdığını hatıralarında anlatmaktadır. KarşılaÅŸtığı bu imzayı, arkasına bir erkek adı ilave ettiÄŸi için de ilginç bularak, “Eski devrin üç ünlü kadın ÅŸairi Mihrünnisa, Leyla ve Nigar Hanımlar arasında yalnız bu sonuncusu kendi adına bir “binti Osman” -yani Osman’ın kızı- eklemekle yetinirdi” demektedir. Aynı yazıda Yakup Kadri, Halide Salih imzasıyla yazılan bu yazının üzerinde “özgün ve ÅŸahsiyetli” bir intiba uyandırdığını ve kendisini o yazının bilhassa “derünî ahengine” bıraktığını belirtmektedir.

  • ÜZERİNDEKİ ETKİLER
  • Halide Edib, üzerindeki çok yönlü sosyal ve edebî etkiler arasında kendi sentezini oluÅŸturmuÅŸtur. Biyografisini gözden geçirirken doÄŸu, batı, eski, yeni, mistik, pozitivist, yüksek kültür, halk kültürü gibi ne kadar çok ve çeÅŸitli etkiye maruz kaldığını görmüştük. Edebî anlamda etkilenme kaynakları gözden geçirildiÄŸi zaman ise Divan Edebiyatı üzerinde ısrarlı olmadığı farkedilir Diyorlar ki‘de, bir elinde divanlar, bir elinde lügat aylarca okuduÄŸu halde derin bir etki alamadığını belirten Halide Edib bu durumu, Mor Salkımlı Ev’de Fars edebiyatının büyüklüğü ile izah etmektedir. Ona göre Fars edebiyatının etkisi altında kalan bir edebiyatın kendisi olarak kalması imkansızdır. Bununla birlikte. Åžeyh Galib ve onun Hüsn ü AÅŸk’ının büyüleyici etkisine kendisini bırakmıştır.

    Halide Edib Türk ÅŸiiri olarak Halk ÅŸiirine ve Tanzimat sonrası isimlere yönelmiÅŸtir. Namık Kemal’i eserleri ile deÄŸil, kiÅŸiliÄŸi ve idealizmi ile sever. Hamid’i bilhassa Makber ve Ölü’yü onbeÅŸ onyedi yaÅŸları arasında Rıza Tevfik vasıtasıyla tanımış ve sevmiÅŸtir. Zamanla üzerindeki Hamid etkisi yerini Fikret etkisine bırakır. Fikret’i okuduÄŸu sıralarda çocuk deÄŸildir ama “Sis” ÅŸiiri, biraz da içinde bulundukları ÅŸartlar nedeniyle üzerinde bir yıldırım etkisi yaratmıştır. Nitekim Rübâb-ı Åžikeste’nin tamamında bu etkiyi bulamadığından bahseder, İngiliz edebiyatından Shakespeare, Byron ve İngiliz Incil’inin etkisi altında kalan Halide Edib, Byron’ı tapınır gibi sever, İngiliz romancısı Dickens’ı “insanlığı için”, Fransız edebiyatından Zola’yı da “insan ve hakikat adamı olarak” tercih etmektedir. “Artist” olarak Daudet ile Maupassant’ı çok seven Halide Edib, bizden Süleyman Çelebinin Mevlid’ine apayrı bir cazibe ile baÄŸlanmıştır.

    Genç kızlığında bir yandan Rıza Tevfik’ten Tasavvuf ve Halk Edebiyatı, diÄŸer yandan Salih Zeki’den matematik dersleri alan Halide Edib, üzerinde çok yönlü bir etki de gençlik yıllarında Ziya Gökalp’tan gelir. Ancak bu etkiye tek yönlü bir gençlik ve çocukluk etkisi olmaktan ziyade, dostlukları kesintilerle de olsa süreklilik arz eden entelektüel iki yetiÅŸkin arasındaki etkileÅŸim olarak da bakılabilir. “Ziya Gökalp ve Halide Edib Adıvar” baÅŸlıklı makalesinde İnci Enginün, Halide Edib üzerindeki Ziya Gökalp etkisinin hangi ana baÅŸlıklar altında toplanabileceÄŸini belirlemiÅŸtir. Buna göre Ziya Gökalp, Halide Edib üzerinde dil, milliyetçilik fikri, batı, eÄŸitim, kadın hakları, dinî görüş, halkçılık ve halk kültürü ve Turancılık maddelerinde toplanabilecek bir etki alanı oluÅŸturmuÅŸtur.

    Halide Edib kesin olarak herhangi bir edebî ekole baÄŸlı telakki edilemez. Bununla birlikte romantik bir muhteva taşıyan ilk romanlarından sonrakilere doÄŸru giderek hem teknik hem tematik anlamda realist kimliÄŸi artan bir çizgi izlediÄŸi fark edilebilir. Mev’ud Hüküm romanının Emile Zola’nın ruhuna ithaf edildiÄŸi, bu eserin neredeyse natüralist denebilecek bir tavırla kaleme alındığı, ve Halide Edib’in, Salih Zeki ile evliliÄŸinin ilk yıllarında natüralist akım ve Zola ile meÅŸgul olduÄŸu hatırlanırsa, san’at hayatının bir döneminde natüralizme yakın bir yerde durduÄŸu da düşünülebilir.

    Romancının ancak uzun bir tecrübe, müşahede, duygu ve kabiliyet ile hayatı kavradığı ve bu kavrayışı bir terkip halinde verebildiği zaman gerçek romancı olabileceğini ifade eden Halide Edib için esas olan hayattır. Romanlarını gözleme dayalı olarak yazmakta ancak bu gözlemleri olduğu gibi romanlaştırmak yerine hayal ile genişletmektedir. Onun romanlarında hayal ve hakikat bir aradadır. Otobiyografik metodun yazarın özgürlüğünü kısıtlayacağını düşünmekte, eserlerinde kendisinden bir şeyler bulunmakla birlikte hiçbir roman kahramanının tam anlamıyla kendisi olmadığım ifade etmektedir.

  • ROMANCILIÄžI
  • “DoÄŸmadan önce ve ölümden sonra iki sonsuz bilinmeyen arasında” insanın bilinç altında daimî bir rahatsızlık duyduÄŸunu ve san’atın her ÅŸeklinin bu huzursuzluktan kurtulma çabası olduÄŸunu düşünen Halide Edib, adı ne olursa olsun roman türünün daima yaÅŸayacağına inanmaktadır.

    Bir ömre yayılan bir tefekkür hazinesinin sahibi olmasına, sosyal ve kültürel hayatımızda çarpıcı bir kimlik olarak yer tutmasına; edebiyatın tiyatro, hikaye, makale, anı, tercüme, edebiyat tarihi ve fikir eseri olmak üzere deÄŸiÅŸik türlerinde de eser vermiÅŸ olmasına raÄŸmen Halide Edib; asıl şöhretini edebiyatımızın birinci sınıf romancılarından biri olarak yapmıştır, ilk romanı Heyula (1909) ile son romanı Hayat Parçaları (1936) arasındaki yirmiyedi yıla toplam yirmibir roman sığdırmıştır ve bunlardan Sinekli Bakkal hiç olmazsa ÅŸu son yıllara kadar Türk edebiyatının en çok basılan romanı olma özelliÄŸini taşımaktadır. Ahmet Hamdi Tanpınar, Halide Edib’in 1908 ila 1921 arasında “roman nevinin en yeni ve ÅŸahsî mahsullerini” verdiÄŸinden bahseder.

    Halide Edib’in romanları gerek teknik gerekse muhteva bakımından baÅŸtan sona doÄŸru bir deÄŸiÅŸim içerir. BaÅŸlangıçta ferdiyetçi bir çizgide geliÅŸen romantik muhtevalı romanlar ile, mensure ve hikaye arasında duran metinler yazmaktadır. Yahya Kemal, Halide Edib’in, hikaye ve mensurelerini topladığı Harap Mâbedler (1911)’i “ÅŸairane bir nesirle alafranga hassasiyetler ifade eden Edebiyat-ı Cedide’nin daha yontulmuÅŸ bir devamı” olarak deÄŸerlendirir. Oysa zaman içinde romanını belirleyen çizgi realist ölçekte ilerler. Öyle ki ilk romanı Heyula ile son romanı Hayat Parçaları arasındaki fark iki ayrı dünya kadar belirgindir.

    Halide Edib Adıvar’ın romanları (ve hikayeleri), farklı adlar altında da olsa, temelde üç ayrı grup halinde mütalaa edilebilir. Muhtevaya dayalı “bu tasnif az farkla; vak’a, bakış açısı, zaman, mekan ve ÅŸahıs kadrosu gibi yapı unsurlarını da belirleyecek mahiyettedir. Buna göre;

    1-Ferdiyetçi ve psikolojik romanlar (Handan dairesi, Meşrutiyet dönemi)

    2-Millî/Toplumsal muhtevalı romanlar (Ateşten Gömlek dairesi, Millî Mücadele dönemi)

    3-Töre romanları (Sinekli Bakkal dairesi, Cumhuriyet dönemi)

    …

    Halide Edip Adıvar, Şûle Yayınları, İstanbul, 1999, s.39 - 45




    Leave a Reply

    Wordpress Themes by Natty WP. Web Hosting
    Images by our golf tips desEXign.