Mehtap GÜR ; “Ölüler Evinden”
Kasım 21, 2003 Cümle Kapısı, Kitapları Hakkında Yazılanlar Add commentsÖLÜLER EVİNDEN - Mehtap GÜR…
Nazan BekiroÄŸlu’nun yeni deneme kitabı Cümle Kapısı’nın satırları arasından bir hayat akıyor. Eksilmiyor artıyor. Sayısız rengi tarafsız bir üslupla aynı çile tezgahında dokuyan Kitap herkesi tek kapıda buluÅŸturacak nitelikte.
Cümle Kapısı, Nazan BekiroÄŸlu’nun sıra dışı bir deneme çalışması. TimaÅŸ Yayınlan’ndan çıkan ve okuyucusuyla henüz buluÅŸan bu eÅŸsiz eserin sayfaları arasında saklı bir umman bulacaksınız. Gazete sayfasıyla sınırlanan bir sınırsızlığın, “Cümle Kapısına” çarptığı yerde ufalanan kelimeler, eseri yansıtmakta oldukça kifayetsiz. Satırlara vuran her dalga okyanuslar kadar mavi ve bir o kadar derin. Yazar, sizi gölgede kalan bir edebiyat gerçeÄŸine yaklaÅŸtırıyor. Hapishaneye düşenlerin gizli dünyalarına kıvrılan koridorların her köşe başında, ayırım gözetmeksizin karşılaÅŸtırdığı tanıdık mahkumların saklı dünyalarını keÅŸfetmek, parmaklıklar ardında sonsuza dek susmayacak iniltilerine kulak kesilmek istiyorsanız vakit kaybetmeden aralanan Cümle Kapısından içeri girmeli, o muhteÅŸem derinliÄŸe doÄŸru çıkan merdivenlerden koÅŸarak tırmanmalısınız.
Zindandan yükselen çığlık
Burası geçmiÅŸ ve geleceÄŸi ikiye bölen parmaklıkların arkasıdır. Nemli ve basık hücrelerdeki küf kokusunun yaktığı genzinizin sızısına aldırmayacak kadar içiniz titriyor, ürperiyorsunuzdur. Dev hüzün dalgalarının isyanlarla dövdüğü soÄŸuk zindanın yosun tutmuÅŸ kalın duvarları ardındaki yok edici tutsaklık. Ah o tutsaklık yok mu, alan, boÄŸan, hırpalayan ve yok eden… Düşünen, hissedebilen insanların eserleriyle sürüklendiÄŸi loÅŸ ve kimsesiz bir bitiÅŸin baÅŸlangıca durduÄŸu en zifiri nokta. O boÄŸuntu karaltı içerisinde filize duran tohum gibi soÄŸuk taÅŸların arasındaki “garip ve küçük pencerecikten”, dünyaya kapalı ama sonsuzluÄŸa aralı pencereden, eserleriyle boy boy sürgün verdiklerini görürsünüz ve göğe uzanan umutların çileyle dövülüp, ıstırapla harmanlandığını. Ölürken, ama bir kere deÄŸil bin kere öldürülürken yazdıkları, sonsuza dek diri kalacak ölümsüz eserler.
Bu kitabın Zindan Risalesinin ilk satırlarına yüreÄŸinizi yaslar yaslamaz, edebiyat tarihindeki tüyler ürperten çığlığın gözlerinizde donan ıstırabıyla iç çekerken, sanki o karanlık boÅŸluÄŸa sarkıp, ebetler boyu, uçsuz bucaksız bir kimsesizlikte tükeniyormuÅŸsunuz gibi gelir. O sıfır noktasında, adı konulamayan bir belirsizlikle kışa duran ruhunuz buz keser. İçinizdeki beni bulduran Cümle Kapısında, avuçlarınızdan çekilip alınan hayatınızın yoksunluÄŸunu duyarsınız. O andan sonra “beklediÄŸiniz tek ÅŸey cümle kapısının öbür tarafında, dışarıda alınacak bir nefestir. Ölüler evinde” bir cesetmiÅŸ gibi hissedersiniz. Mukavemetinizi kuÅŸanır karanlığınızın aydınlanacağı o anı beklersiniz. “Kendi ıstırabında bütün bir beÅŸeriyetin ıstırabını görerek bu yaradan korkmamayı öğrenerek.” Sonsuz bir körlük ve aÄŸrılı bir bekleyiÅŸle ruh tırnaklarınızı kemirerek beklersiniz.
Sonra “birden, Kazak askerlerinden oluÅŸan ölüm mangası, tüfeklerin mekanizmasını ÅŸakırdatır”. İşte o anda Dostoyevski’yle birlikte yüzüstü yere yığıverirsiniz. Canınız çok yanmıştır. Bakın! Åžu sıçrayan göz yaÅŸlarım, kendi tutsaklıklarıma çarparak kanayan yaralarımın mahfeden sızısından. Burada BekiroÄŸlu’na “daha ne kadar yanacak ve ne kadar yakacaksın?” diye sormalıyım. “YüreÄŸimizin kavruk kokusunu Sümela Manastın’nı bekleyen daÄŸlardan duyabiliyor musunuz?”
Çoğul bir çoğalma yaşatıyor
“Yazamazsam ölürüm’ diyen Dostoyevski’nin yazması da yasaktır. O ve kalemi tutsak. Bu “bahtsız adamla beraber” inandığınız ve ikame ettiÄŸiniz sistemce tutuklanarak vurulursunuz. His dünyasının dibine benliÄŸinizle hapishane ve iktidar arasındaki o tehlikeli noktada tarih yazan daha nice ölümsüz karakterin yiten yüzlerini seyredersiniz.
Cümle Kapısını okurken satırları arasına kayan hayatının buna deÄŸdiÄŸini düşünüyor insan. Eksilmiyor artıyor. Mevlana tekkesinden Nazım Hikmet’e, Kemal Tahir’den Necip Fazıl’a kadar sayamadığım renkleri, tarafsız bir üslupla aynı çile tezgahında dokuyan ve herkesi bir eserde bulabileceÄŸiniz tek eser. Cümle Kapısı bir okunup bırakılacak deÄŸil, saklanası bir eser. Mutlaka ama mutlaka okunulası bir eser.
Yeni Şafak, 21 Kasım 2003, sf.18
Son Yorumlar